ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ

Sinema ve Televizyon Bölümü’nden Ekim ayında İki Kitap Birden

Üniversitemiz Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü’nden iki kitap Ekim ayında raflardaki yerini aldı. Sinema literatürüne önemli katkılar sağlayacak “Türk Sinema Tarihine Farklı Bakışlar” adlı kitaba, Sinema ve Televizyon Öğretim Üyeleri 3 makale ile katkıda bulundu. Rus Sinemasının yetiştirdiği auteur yönetmenlerden Andrey Tarkovski’nin “Stalker” filmi ile bu filmden esinlenilerek çekilen Semih Kaplanoğlu’nun “Buğday” filmini, anlatı ve görüntü estetiği yönünden karşılaştırmalı olarak analiz eden “Tarkovski Olmak” adlı kitap ise Sinema ve Televizyon Bölümü Öğretim Görevlisi Ahmet Fatih Yılmaz tarafından kaleme alındı.

“Türk Sinema Tarihine Farklı Bakışlar” adlı kitapta, Sinema ve Televizyon Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tunç Boran’ın “Türk Sinema Tarihinden İlgi Çekici Bir İddianın İncelenmesi: Atatürk’ün Film Senaryosu Yazması”, Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Dönmez’in, “Görüntü Estetiği ve Mizansen Açısından İlk Dönem Türk Sinemasının Değerlendirilmesi”, Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Demirkol ve Dr. Öğr. Üyesi Tunç Boran’ın birlikte kaleme aldıkları “Louise Feuillade’in ‘L’agonie De Byzance’ (1913) Filminin Türk Sinema Salonlarında ‘İstanbul’un Fethine’ Dönüşümü” başlıklı makaleleri de yer alıyor. Kitap, Dr. Öğr. Üyesi Rifat Becerikli editörlüğünde yayımlandı.

Atatürk Film Senaryosu Yazdı mı?

Atatürk’e ait bir film senaryosunun var olup olmamasının özellikle Atatürk’ün vefatının ardından uzun yıllar tartışıldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Boran, arşivlerin tozlu raflarında yaptığı detaylı araştırmaların, sinema tarihinin tartışmalı alanlarından birinin kilometre taşı olabileceğini söyledi. Sinema tarihinde öncü isimlerden biri olarak gösterilen Münir Hayri Egeli’ye odaklandığı çalışmasında Boran, titizlikle gözden geçirdiği tarihsel sürecin ardından, Egeli’nin, dönemin konjonktürel durumundan istifade ederek, devlet yetkililerini ve sinema otoritelerini nasıl yanıltabildiğini arşiv belgeleri üzerinden tartışıyor.

İstanbul’un Fethine Dair İlk Film

Dr. Öğr. Üyesi Tunç Boran ve Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Demirkol’un ortak çalışmasında İstanbul’un fethine dair ilk filmin 1913 tarihli Louise Feuillade’in ‘L’agonie De Byzance’ adlı Fransız filmi olduğunu belirtilmektedirler. Makalede, insanlık trajedilerinin ve Türklere yapılan katliamların yaşandığı Balkan Savaşının ertesinde çekilen filmin amacının yaşanan acıları ve Türklere yapılan soykırımı saklamak olduğu ifade edilmektedir. Balkan Savaşının trajedilerini Avrupa kamuoyundan saklama işlevini yerine getiren ve seyircilere “eski korkunç düşmanı” hatırlatan “Bizans’ın Istırabı,” filmi, Türkiye’de ise şaşırtıcı bir şekilde eski güçlü zamanları hatırlatma işlevi kazanmıştır.

Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Dönmez, “Görüntü Estetiği ve Mizansen Açısından İlk Dönem Türk Sinemasının Değerlendirilmesi” adlı makalesinde ilk dönem Türk filmlerindeki sinematografi unsurlarının geleneksel Türk sanatları ile ilişkisine yoğunlaşmaktadır. Bu bağlamda ilk dönem filmlerin ve yeni/modern bir sanat aracı olan sinemanın Türk toplumunda baskın olan sözlü kültür geleneğinin devamı olarak görülebilecek Ortaoyun, Karagöz-Hacivat vb. kültür ürünleri ile ilişkisi irdelenmektedir. 

Tarkovski Olmak

“Tarkovski Olmak” kitabı, Üniversitemiz Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde Dr. Öğr. Üyesi Tunç Boran’ın danışmanlığında Öğr. Gör. Ahmet Fatih Yılmaz’ın hazırladığı Yüksek Lisans Tezinden üretilmiştir. Böylelikle ilk kez Güzel Sanatlar Enstitümüzde hazırlanan bir tez, kitap haline dönüşmüştür. 1986’da sinemaya ve hayata veda eden Andrey Tarkovski, gerek dünyada gerek Türkiye’de sinemacılara ilham vermeye devam eden auteur bir yönetmendir. Tarkovski’nin sinemasına “gönderme” yapmaktan çok daha öte bütüncül bir anlayışla yaklaşan Kaplanoğlu, Tarkovski’nin zihin dünyasında da yansımaları görülen fikri ve felsefeyi “kendi deyimiyle” Anadolu-Türk-İslam kültürüne özgü bir bakış açısıyla yeniden düzenlemektedir. “Tarkovski Olmak” adlı kitap, Rus Sinemasının yetiştirdiği auteur yönetmenlerden Andrey Tarkovski’nin “Stalker” filmi ile ondan esinlenilerek çekilen Semih Kaplanoğlu’nun “Buğday” filmini, anlatı ve görüntü estetiği yönünden karşılaştırmalı olarak analiz etmektedir.